Andrew Simes

Andrew Simes
malou@superonline.com
Beşiktaş'lı Olmak
07/10/2012
Besiktas'li Olmak...
Andrew Simes
 
Besiktas, Istanbul'un merkezinde bir semttir. Geleni geceni de coktur, oturup kokleseni de.... Bir ayagi denizdedir, martilar dolasir balikci teknelerinin arasinda....Vapurlar yanasir iskeleye, gunde yuz kez Uskudar'a, Kadikoy'e gidip gelirler... Bizzat bu Besiktas semtini gormem icin on-dokuz yil gecmesi gerekti dogumumun ustunden. Gittigimde de, bir arkadasima donerek, "dunyanin en guzel sehirlerinde - Paris'te veya Londra'da bile, Besiktas'ta oldugum kadar mutlu olmadim. Besiktas'a geldigim zaman heyecanlaniyorum" demistim. "Inonu Stadi" tabelasi, stadin Eski Acik giris kapisi, ekmek arasi kofte satanlar, bu semtin kokusu bile degisik geliyor bana. Inonu Stadi bosken bile onunden gecmek, heyecanlandirir beni. Bu cok farkli bir duygu... Olesiye sevmek gibi birsey... Koca Istanbul'da baska bir kuluple bunca butunlesen bir semt yok. Fenerbahce, Anadolu yakasindaki kucuk bir burnun adidir, Galatasaray'da Beyoglu'nun bir kosesi. O kuluplerin encami o daracik mekanlarda pek butunlesmis olmadan yasanir; Besiktas ise, kendi adini tasiyan semtle birlikte nefes alir.
 
Ama, ben bu ilceden binlerce kilometre uzakta, Ingiltere'de dogdum. Fakat dogma-buyume Besiktas'liyim. Dedem de Besiktas'liydi benim ve ben dedemi herkesten cok severdim. Oyle guzel adam Besiktas'li olmussa vardir bir bildigi dedim ve "siyah-beyaz", hayatimin onemli bir bolumu oldu! Hatirlarim, kucukken haftasonlari ailece bir yerlere gidildiginde, bir koseye cekilip, telsiz radyodan mac dinledigimi. Kendimi bildim bileli, sokaktaki Besiktas formasini giymis cocugun bile yenilmesine tahammulum olmadi. Hayatim boyunca aldigim en anlamli dogum gunu hediyesi ilk Besiktas formamdi. Soyle, yari siyah yari beyaz, bir kolu yine siyah, digeri beyaz. Sirt numaramda o zamanin Sifo Mehmet'in "9" rakami vardi. O formayi hala sakliyorum.
 
Derken Izmir... Ve asfalt uzerinde minyatur kale yillari, oradan okul takiminda futbol zamanlari... Futbolun ne kadar basit ve ayni zamanda ne kadar da karisik bir savas oyunu oldugunu bizzat icine girerek ogrendigim yillar... Ne yaralar, ne izler biraktim vucudumda... Ve sonra futbolun beni hic terketmeyecek bir aska donusmesi... Peki neden Istanbul'daki bir semtin takimini tutar Londra'da dogan - Izmir'de buyuyen - bir yabanci?
 
Her kulubun belli bir felsefesi vardir... kimisi solcudur (CSKA), kimisinin dinsel bagliliklari vardir (Celtic). Durustluk, mertlik, ve delikanlilik bence Besiktas'in temel taslaridir. Hicbir Besiktas'li haketmedigi sampiyonlugu istemez mesela. Besiktas alin terinin karsiligidir. Ekmegini tastan çikaran insan Besiktas'lidir. Kendi ozdegerleri ile zirveye cikmak Besiktas'liliktir. Dunyanin her tarafinda, bu Londra olsun yada Izmir olsun farketmez, bu fikri paylasan her insan tartismasiz Besiktas'lidir. Bende galiba bu yuzden Besiktas'liyim. Mahallemdeki cocuklari ve yabanci arkadaslarimi Besiktas’i tutsun diye forma ya da top ile kandirmayip, onlara takimizin anlamini anlatirim. Takim tutmalarini degil, kendi bilincleri ile Besiktas’a asik olmalarini isterim cunku. Ve bunda basarili oldugumda, sevap islemis ve cennetlikmisim gibi gurur ve mutluluk duyarim.
 
Herkesin kendi kendine imparatorluk ya da cumhuriyet ilan ederken, biz sadece ve sadece serefimizi ilan ettik. Dikkat edin, digerleri bu kelimeyi telafuz bile etmezler veya takmazlar. Onlar icin metal kupalar herseyden daha onemlidir. Ayni degerlere sahip olan kisiler ile hep ayni takimi tuttugum cikmistir ortaya. Eger Turkiye'de ayak oyunlari olmasa, veya Besiktas bunlara prim verse, simdi sampiyonlugu en fazla yasayan kulup olacakti - net ve tartismasiz. Hatta birakin ucuncuyu, dorduncu yildizimiz bile olurdu formamizda. Gecmiste kacan sampiyonluklari soyle bir gozden geciren herkes bu carpici gercegi gorecektir; Galatasaray'in 8-0'lik Ankaragucu maci, bir sezonda 25 penaltilari, tesvik primleriyle son maclarda Fenerbahce'ye kaybettigimiz iki sampiyonluk. Birde taraftar faktoru var... Hicbir tribunde, Besiktas coskusunun benzerini goremezsiniz. 15 bin Besiktas'linin yarattigi olaganustu atmosfer, 60 binlik tribunlere fark atar (ornek: Sukru Saracoglu'nda Fenerlistler ve Inonu'deki Carsi). Bunun ustune birde, yenilmeden sampiyon olmanin rekoru vardir elimizde. Cift rakamli gollerle mac kazanmanin ustesinden ancak Besiktas'in gelebildigi bir olaydir. Bunlari yasadim, hatirliyorum... Ustelik dunyada, bir milli takimini tek basina temsil etmenin onurunu yalnizca bir Besiktas'li tasir.
 
Besiktas hayatimin en onemli faktorlerinde biridir. Okuldaki bazi dostluklari Besiktas sayesinde buldum... Uzuntumde de sevincimde de beni Besiktas bulusturdu... okulda kotu notlar aldim, sevgilim terketti, ama Besiktas sevgisi hic terketmedi. Basima kotu birsey gelse, "aksama Besiktas maci var" diye kendime hatirlatirdim, ve butun huznum yok olurdu. Besiktas olmasaydi, nasil bir hayatim olurdu diye dusunuyorum bazen. Sonra, bunu dusunmek bile istemedigimi farkediyorum. Iyi ki varsin Besiktas... Son zamanlarda ogrendigim bir Turk atasozu "tilkinin donup dolasacagi yer kurkcu dukkanidir" diye gecer. Besiktas'lilar olarak, bizim de donup dolasacagimiz yer Besiktas'dir. Bazen ihmal ettigimiz olur - yeni dogan bir cocugun, yeni bir askin heyecani, bizi uzaklastirir Besiktas'tan bir sureligine. Ama bu ayriliga fazla dayanamayiz. Yine tribunlere kosar, yine televizyonun karsisina geceriz. Cunku Besiktas bizi kendine ceker. Biz Besiktas'siz yapamayiz. Dikkat edin, Fenerbahce'li, Galatasaray'li, Trabzonspor'lulara - Besiktas'lilarin birbirlerine olan bagliligi ve sevgisi farklidir. Aile gibidirler. Ayni memleketten olan insanlar icin, "Kan ceker" derler. Iste biz Besiktas'lilar da birbirimizi boyle cekeriz. Belki karsiniza cikmistir: "futbolu sevmem, ama oylesine Fenerliyim" veya "Galatasarayliyim" diyen ama takim kadrosunu sayamayan kisiler. Ilginctir, boylesine Besiktas'li gormezsiniz. Biz, siyah-beyaz bir dunyanin icinde yasariz. Cubuklu formalarin icinde bizimkinin ayri bir yeri vardir. Besiktas logosunu, bayragini nerede gorsek, gururla bakariz. Ama mutlaka bir durup bakariz. Hayatimizdan bir-iki saniye ayirip, buz kesiliriz.. “Siyah” kelimesini duydugumuz her an icimizden “Beyaz” diye haykirmak gelir. “Biz seni sevinmek için sevmedik” derken bunu baskalarin anlayamayacagini bilip ona ragmen anlamayanlara guleriz icimizden. Senelerce arka arkaya takimimiz basarisizken bile, her seferinde tribundeki yerinizi alıp, takiminiza sonuna kadar destek verip, inadimizdan gurur duyariz.
 
Ha gelelim isin diger yuzune... Dogru, oburlerinde olan pek cok sey bu takimda yok. Ornegin, taraftar sayisi diger ikisinin bir hayli gerisinde. Diger ikisi olcusunde bir medya destegi yok. Devlet, hukumet destegi de yok. Butcesi digerleriyle kiyaslanamayacak kadar sinirli. Oyle muteahhit destegi falan derseniz, hic yok. Butun oyuncularini biraraya getirdiginizde, toplam piyasa degerleri Fenerbahce'nin Van Hooijdonk ile Ortega ikilisinin toplam degerine esit duruyor. Gelelim, is sonuca geldiginde cok sey farkediyor. Bu farki getiren nedir? Fark, Besiktas olculeridir; Besiktaslilik ruhudur. Bu olculerin varligidir ki, digerleriyle kiyaslandiginda ilk bakista eksi gibi gozuken faktorler aslinda bu takimin artilari olmaktadir. Evet, butcesi sinirlidir; ama, hicbir zaman digerleri gibi iflas durumuna da dusmemistir. Cunku ayagini yorganina gore uzatir. Bir de, yoneticileri vergi ertelemesi icin Maliye Bakaninin ozel kaleminde randevu beklemez. Bu kulupte milyonlarca dolarlik soylemler zaten ovunme konusu olamaz. Maddiyatin ustune cikan cok baska bir guc vardir bu kulupte. Ayrica, obur ikisinde gordugunuz calkantili yonetim yapilarina da pek rastlamazsiniz. Ornegin, yonetimin tepesindeki gorus ayriliklari, catlaklari oyle kamuoyu onune gelmez. Cunku, bu kulupte Hakki Yeten'in manevi otoritesi, disiplini hala gecerlidir. Cunku, bu kulupte efsanevi baskan Suleyman Seba'nin gecmisten bugune tasidigi gelenek hala surduruluyor. Besiktas'ta, kusaktan kusaga tasinan saygi, dayanisma ve yardimlasma bir kimlige donusmustur. Bu kimlik taraftarla takimin iliskisine aynen yansir. Tribunlerden yukselen tezahurat digerlerinden cok farklidir. Seyirci, sahadaki takima "Besiktas'im benim, biricik sevgilim, soyle senden baska, kimim var benim" diye seslenir. Baska hangi takimin boyle tezahurati var? Besiktas, seyircisinin, taraftarinin gozunde askla, tutkuyla baglanilan bir fenomendir; o bir sevgilidir. Yeni yapilan bir tezahurati dinlerken, etrafimda aglayanlarin oldugunu gordum. Gittigimiz deplasmanlarda, bir avuc bile kaldigimizda, rakip seyircinin ve polisin bizi seyrettigini goruyorum. Tribunlerde pankartlarda "siyah-beyaz; olum-yasam" denklemi karsiniza cikar. Besiktas ruhu, gucunu doganin en temel, birbirine en zit bu iki renginin bulusmasindan alir. Bu bulusmada sarilarin, lacivertlerin, kirmizilarin yeri yoktur. Ama bu iki karsit rengin birbirini tamamlamasinin getirdigi denge ve olcu vardir.
 
Cogu kisi sampiyonlugu oncelikli kosul olarak degerlendiriyor. Sampiyonlugun garantisi olmaz. Dunyanin en guclu kulupleri bile boyle bir garantiyi veremez. Isterseniz gidip Real Madrid teknik direktorune sorun. Ama Besiktas'a gelince is biraz degisiktir... Yasanan butun sikintilara ve sorunlara ragmen Besiktas'in sampiyon olacagini su sebepten dolayi biliyorum: Besiktas sampiyon olmadigi zaman bile sampiyondur! Bu bir ruh isidir. Bu bir Besiktas isidir.
 
Hayat “siyah” dedikce bana, inadina “beyaz” diye bagiracagim.


6614 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam19
Toplam Ziyaret142355



BJK ÜRÜNLERİ